Hayatımda belki de ilk kez korkmuştum hayattan... Belki de ilk kez ne istediğimi bilememiştim... Daha dün gibi belleğimi kazdıkça kazıyor herşey...
22 yaşındayım... Daha yeni bitmişti çocukluk... Hazırdım oysa artık hayata, öyle düşünüyordum en azından. Ve öyle düşünmek, cesur olduğunu sanmak, "heeey senden korkmuyorum hayat" diye nağralar atmak bana göreymiş gibi geliyordu. Yiğitlik sanıyordum kılıcını bir oraya bir buraya sallamayı...
Ve birgün karşıma dikilip ellerini uzatarak "Haydi" dediğinde hayatım boyunca hiç korkmadığım kadar korktum ellerinden, gözlerinden, sözlerinden... Oysa seviyordum onu, aşıktım. Eli havada öylece bekliyordu, beni bekliyordu. Hep o günün gelmesini hayal etmiyor muyduk? Yıllarca o anı beklememiş miydik?
Ama ben korkuyordum, delice korkuyordum... Kendime yediremiyordum korkuyu ama işte, o deli gibi atan kalp, yerinden fırlayacak gibi bakan gözler benim değil miydi? O korkak ben değil miydim?
Ve ben de bütün korkaklar gibi kaçtım... Arkama dönüp bakmadan kaçtım. Ne görecektim dönünce; havada kalmış bir el, hüzün dolu gözler, kırık bir kalp? Hangisi daha kötüydü ya da aslında hangisi daha önemliydi? Ben mi, o mu?
Kendimi seçmiştim...
Ve işte o gün, o yerde inatla seçtiğim kendi hayatımı sonsuza kadar kaybetmiş oldum...
Ve işte o günden sonra korkuların bana hükmetmesine izin vermedim bir daha...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder