Bugün, bana 10 yıl önce ilk hediyen olarak utana sıkıla verdiğin kazağı giydim. Belki biraz güç verir, belki bir an ayakta durabilirim diye... Belki de sadece o eski günlere dönebilirim diye... Kimbilir belki de zaman makinesine dönüşevirirdi lacivert, boğazlı kazağım... Alıp beni götürürdü taa eskilere...
Nasıl da utana sıkıla vermiştin onu bana hatırlıyor musun? Gözlerin ışıl ışıldı, masumdu...Sarılmıştım sana istemsizce, sevgim taşıyordu hücrelerimden de farkında değildim daha... Gençlik işte... Kıpkırmızı olmuştu yüzün... Gülmüştüm utanmana... En çok bu utanmaların vururdu beni. Kızarırdı yüzün, yere eğilirdi bakışların, sonra çapkın bir gülüş yerleşirdi suratına... Hafif yandan bakardın bana... Ahhhh, ne büyük tuzaktı bu, nasıl da çekerdi beni içine...
Şimdi 10 yıl geçti aradan...10 koca yıl... Biraz senle dolu, biraz sensiz... Biliyor musun o kadar zaman boyunca, ben hiç o kadar güzel utanan bir adam görmedim bir daha...
Ve başka hiç bir yüze yakışmazdı o utangaç çapkın gülüş....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder